BAŞBUĞLAR ÖLMEZ

NESLİHAN DERECİ
29 NİSAN 1997 - HERGÜN GAZETESİ

 
Henüz küçük bir çocukken bile, Türk İlleri’nde sızlayan onca Türk evlâdının sesini duyan ve kurtuluş için bir çığır başlatan, eşsiz Türk’e, Malazgirt’te bir destan yazan Sultan Alparslan’ın soyundan gelen ve kendisine de aynı ad yakıştırılan büyük vatanperver Ülkücü Başbuğ’a; .... Ne mutlu ona.
Çınarlar, ayakta ölür misali, Başbuğumuzda ayakta hayata gözlerini yumdu. Kara Eylülleri yaşadı. Öz evlâdı gibi sevdiği Ülkücü neferlerinin ölümlerine gözyaşlarıyla yol verip ağlamak istedi kimi zaman. Ama herşeyden önce O, bir liderdi. Güçlü olmalıydı... Türk Milliyetçiliği’ni kitleselleştiren ve tüm Türk Dünyası’nı aynı çatı altında toplamak isteyen bu büyük insan ki; Bize, idealist, mert, alçak gönüllü ve ahlâklı olmayı öğretmişti. Önceleri hayalinde yaşattığı mefkûresi suç kabul edilmiş ve olmadık işkencelere maruz kalmıştı. Oysa ki şimdi o büyük Başbuğ’un görüşleri devletin millî politikası haline gelmiş ve Türk Milliyetçiliği tek kurtuluş yolu olarak kendini göstermiştir.
Su için kediye bile, yaratılmışlığının güzelliğine ve Yaradan’ın büyüklüğüne bağlı olarak, saygı sevgisi vardı. İnsan kavramına çok değer veriyordu. Fikrinde ve işinde sevgiyi ön planda tutardı hep. Milyonlarca Türk insanını derinden etkiledi ve büyük bir kitleyi haklı bir davaya ulaşmak gayesiyle peşinden sürükledi.
Yaptıkları ve yapacakları, ülke için, bu ülkenin insanı içindi. "Dünü, bugününe eşit olan, zarardadır" prensibiyle hareket ederdi hep. Yorulduğunda oturup istirahate çekilmez, başka bir işle kendini dinlendirirdi. O feyzi de, kalbinde yanıp duran Türklük Ateşi’nden alırdı.
Atatürk için, "Himalayalar kadar büyüktü" diyen ve gerçek mânâsıyla Onu anlayan Başbuğ’um, sen de bu ülkenin yetiştirdiği nadir çiçeklerden bir tanesisin.
Ülkücülük bir hissediştir.
Sana öldün diyemem ki...
Sabah kalkınca, ilk sen ve Türk Dünyası geliyor aklıma... Okulda ders dinlerken bile; hayalinin verdiği o büyük kudretle, daha da çok şeyler yapmak geliyor içinden bu vatan için. Düşündükçe, okudukça ve yaşadıkça anlıyorum her bir şeyi. Sana çok şeyler borçluyuz.
Sadece bedenini verdik toprağa. Kalplerimizde ve hayalimizde yaşattığımız Yüce Türk; Başbuğ gibi doğdun, Başbuğ gibi yaşadın ve Başbuğ gibi öldün. Yetiştirdiğin milyonlarca Türk İslâm Ülkücüsü senin ardından gitmeye yemin etmişken gözün arkada kalmasın.
Zira Türk, kıyamete kadar yeryüzünde varolacak bir millettir.