BAŞBUĞ

29 NİSAN 1997 - HERGÜN GAZETESİ
YILDIRAY ÇİÇEK
 
"Kadir Mevlam Başbuğumu sakla sen
Bizim ömrümüzü ona ekle sen"

Evet ağzımızın, dilimizin her boşluğunda terennüm ettiğimiz bu mısralar 4 Nisan mübarek Cuma akşamı "Ülkücümüz göklerde sancak, biz Ülkücüler Allah’ın huzurunda eğiliriz ancak" sözlerinin gerçekliğinde son buldu. Ama son bulan sadece Başbuğumuzun bedeni, asıl son bulmayacak olan bizi biz yapan fikirleri, şahsiyet sahibi yapan düşünceleridir. Bizde bu noktada Ülkücü birey olarak onun "Benim yolum Allah yoludur" diyerek açtığı bu kutsal yol ve mücadele ecel bizi bulana dek süreceğine kendim adına söz veriyorum.
Bu sözü verdikten sonra, son günlerde yine Başbuğ hayatta iken yapılan ve Hakk’ın rahmetine kavuştuktan sonra Ülkücü Hareket üzerinde oynanmak istenen rospi OYUNLARA DEĞİNMEK İSTİYORUM. Bu kemmaye tipli insanlar Başbuğ’un ölümünü fırsat bilerek, Ülkücü Hareketi kopan tespih taneleri yahut halkaları kopmuş zincir haline getirmek istiyorlar. Bunlar basını ve medyayı kullanarak olmadık iftiralara başvurmakta ve Ülkücü Hareketin mimarı Başbuğ Alparslan Türkeş’in ölümünden sonra acımız dinmeden... salyalarını mikrofona ve kalemlerine akıtmaktadırlar. Başbuğumuza şerefsizce iftiralar atarak onun Amerikan örgütleri ile işbirliğinden tutun da, eli kanlı kitlenin başı olarak lanse ediyorlar. Bu noktada sayın Kubilay Kavak 17 Nisan Perşembe günü "40. Dakika Lütfen" başlıklı yazıda, yine başka bir yazarın "Ayağınızın altına atıp ezdiğiniz, sigaradan daha şerefsiz insanlar tanıyorum" diye yaptığı tarifin muhataplarına verdiği cevabı çok yerinde buldum. Onun üstüne başka bir şey söylemeye gerek duymuyorum. Asıl bunları korkuya sevkeden sebep ise Başbuğ’un cenaze törenindeki muhteşem tabloyu oluşturan milyonların tek yürek stratejilerini hayata geçirmeye koyulmalarıdır.
Ülkücüler arasında bir lider sorunu çıkartarak, fikir ve teşkilâtla ilgili bir çatışma ve iç mesele yaratarak günden güne büyüyen Ülkücü Hareketi yıpratma ve önünü kesme planlarına başladılar. Ülkücülerin düzene entegre olacakmış gibi lanse edilmesi ve Ülkücü Hareket dışından lider adayları sunulması da bunların çabası.
Bunlar bilmiyorlar mı? İdamların, sürgünlerin, işkencelerin yıkamadığı, bozamadığı ve bir takım sunulan imkânların neticesinde Ülkücü Hareketten oportünist bir tavırla ayrılanların dahi bozamadığı bu birliği kimsenin bozamayacağını. Elbette biliyorlar da "itin itliğini" yapacağını göstermekle kendilerini ilgili kılıyorlar.
Son olarak yüce Başbuğumuzun; sözlerinin ilişkilerimizde ve beynimizde yer edinmesi dileği ile Başbuğumuzun ruhunu şâd etmeliyiz.