TÜRKEŞ’İN ARDINDAN

ZEKAİ SAVAŞLAR
 
Alparslan Türkeş, ömrü boyunca bir uçtan bir uca gidip gelmiş, daima hareket içinde olmuş fikir, devlet ve siyaset adamıydı.
Hatıralarında ifade ettiği gibi, hayat felsefesi ve kültürel kimliği daha ilkokul yaşlarında oluşmaya başlamış...
İngilizler Kıbrıs’ı, güya kiralayıp (daha doğrusu, dolaylı işgal) egemen oldukları tarihten itibaren, adadaki yoğun Türk nüfusunu kaçırtmak için her türlü sömürgeci metodlarla başvuruyorlardı...
İşte Türkeş; Atatürk hayranlığının da verdiği bir ivme ile İngilizler’in bâriz baskılarıyla, daha da hırslı ve intikamcı bir ruhla, millet ve vatan sevgisiyle, daha o yaşlarda tanışır...
İlk Yolculuk;
Yavruvatan’dan-Anavatan’a olur!... Maceralı ve sıkıntılı uğraşılardan sonra askerî liseye kabul olur...
Askerî lisede, Kıbrıs’taki his ve heyecanları, fikir ve ideal olmaya başlar. Ordudaki görevi 1944 yılına kadar kısmi bir sukünet içinde geçer...
Türkçülük hadiseleri nedeniyle bu kez;
İkinci Yolculuk,
Kışladan-Cezaevine olur!...
Beraatle sonuçlanan duruşmalardan sonra Kurmay Albay’lığa kadar uzanan mesleki yükseliş devam eder....
27 Mayıs 1960’da bir başka dönüm noktasında onu görmekteyiz...
Üçüncü Yolculuk,
Albaylıktan-Müsteşarlığa olur...
Milli Birlik üyeliğindeki etkinliği, fikir ayrılığı yüzünden uzun ve kalıcı olmaz... ONDÖRTLER’ İN lideri olarak bu sefer yine gurbet görünür...
Dördüncü Yolculuk,
Ankara’dan-Hindistan’a olur...
Çok sevdiği üniformasından ayrılan Türkeş, Ankara’ya dönüşünde bu sefer büyük fikrî ve siyasî hareketi başlatır... CKMP Genel Başkanlığı’na seçilmesiyle birlikte parlamento hayatı başlar.
Beşinci Yolculuk,
Sürgünden-TBMM’ne olur...
YETMİŞLİ yılların kan, ızdırap ve kardeş kavgasının bir cenahına itilen MHP; 12 Eylül 1980’de sanık sandalyesine oturtulur...
Birçok taraftarıyla beraber Türkeş yeni bir seferdedir.
Altıncı Yolculuk;
TBMM’nden-Cezaevine olur...
Yine beraatle sonuçlanan duruşmalardan sonra sınıf arkadaşı Kenan Evren’in siyasî yasaklarıyla karşılaşan Türkeş, 1991 yılına kadar partisini yeniden teşkilâtlandırmanın mücadelesini sürdürür...
Türkeş için bu sefer en zorlu rakipler; yine kendi eski dava arkadaşları oldu. Zira birçok eski ülkücü, diğer siyasî partilerin kadrolarında yer almıştı.
RP ile yapılan seçim ittifakıyla Türkeş yeniden milletvekilliğine döner...
Fakat bu esnada SSCB’nin dağılıp yeni dünya düzeninin kurulması Türkeş için "hayallerin hakikat olduğu" bir hadiseydi... Zira BEŞ yeni TÜRK DEVLETİ kurulmuştu. Bu bir yerde Türkeş’in yıllardır söylediği ve uğruna baş koyduğu "ESİR TÜRKLER’E ÖZGÜRLÜK" ülküsünün gerçekleşmesiydi...
Turan’cı diye Türkeş’e olmadık zulüm yapanların suratına inen bir şamardı âdeta...
Ve Türkeş daha sonra bu Türk Cumhuriyetlerine ziyarette bulunacak, Enver Paşa, Gaspıralı İsmail, ATATÜRK ve Nihal Atsız gibi bu ülkünün liderleri ve milyonlarca taraftarını temsilen Türkistan’ı kucaklayacaktı..
Yedinci Yolculuk,
Anadolu’dan-Anayurt Türkistan’a olur... Bir ömre sığdırılan bunca mücadele ve uzun yolculuğun hatırda kalan kavşak noktaları böyle...
Türkeş’in çıktığı ebedî yolculuk geçen gün noktalandı.
Son Yolculuk,
Kocatepe’den-Beştepe’ye oldu...
Hem de ne yolculuk... Böylesi ne görüldü, ne duyuldu!... Muhteşem bir törenle son yolculuğuna uğurlandı...
Ve ardından söylenen bir cümle hafızalarda takılıp kaldı!...
TÜRKEŞ TOPRAK OLDU,
FİKRİ BAYRAK OLDU..