TÜRKEŞ’İ TER PETROSYAN’DAN DİNLEYİN VE ŞAŞIRIN...

MEHMED ALİ BİRAND
 
Alparslan Türkeş hakkında herkesin görüşleri vardır.
Kiminin acı kiminin çekince dolu, kimilerinin de hayranlık dolu, anılarını ve değerlendirmelerini dinleyebilirsiniz.
Beni en çok şaşırtanı, Ermenistan Devlet Başkanı Ter Petrosyan ile konuşurken duyduklarımdı. Başka Devlet Başkanları ve parti liderlerinden duysam pek şaşırmayabilirdim ancak Ermenistan Devlet Başkanı anlatınca, önce kulaklarıma inanamadım. Sonra Dışişleri’ne sordum ve hikâyenin tamamını duyunca, hayretim daha da arttı.
Bana göre bu olay, Türkeş’teki büyük değişimi göstermesi açısından son derece tipiktir.
Türkeş’in eski lugatinde Ermeniler’e fazla yer yoktu. Eski Sovyetler Birliği’nin Türk kökenli cumhuriyetlerine ve özellikle de Azerbaycan’a düşkündü. Ermenistan siyasî hesapların içinde önemli bir yer tutmazdı. Siyasete girdiği yıllarda bütün ağırlığını Turancılığa verdi. Bütün Türkler’i bir araya getirmek için çabalayıp durdu. Sovyetler Birliği’nin de etkisiyle, Turancılık olayı Türkiye’de birçok kesimde kuşkuyla karşılandı.
Türkeş’in hapishanelere atılmasına dahi yol açtı.
O ise hiç yılmadı. Tüm eleştirilere rağmen yoluna devam etti.
İşte böylesine bir ortamda Türkeş için Ermenistan ters bakılan bir ülkeydi.
Ardından yıllar geçti.
Sovyetler Birliği dağıldı.
Türkiye ile Ermenistan’ın ilişki kurması gündeme geldi.
Dışişleri Bakanlığı bu ilişkinin resmî düzeye çıkarılmasından önce Ermenistan liderliğine bir mesaj yollamak istiyordu. Bunun için de, biraz mütereddit şekilde dahi olsa, Türkeş’ten yardım istendi. Reddedeceği tahmin ediliyordu.
Tam aksine, Türkeş hemen kabullendi.
Ermenistan lideri Ter Petrosyan Paris’te idi. Türkeş de Paris’te bir başka toplantıya katılıyordu. Resmî olmayan şekilde buluşmaları planlandı.
Bundan sonrasını bana Ermeni lideri kendi anlattı :
"... Gözlerime inanamadım. Türkeş’in bize yaklaşımını çok iyi bilirdim. Konuşmaya başlayınca, karşımda bambaşka bir Türkeş belirdi. Azeriler’le barış yapmamızın gereklerini anlattı. Kendinin arabuluculuk yapabileceğini söyledi. Türkiye ile Ermenistan’ın mutlaka uzlaşması gerektiğini sık sık tekrarladı... Türkeş ile bir defa da dolaylı şekilde mesajlaştık. Türkeş eskiden korku dağıtan, ülkücülerin eli silâhlı ve sopalı eylemlerinin başbuğu olarak bilinirdi. Türkiye’de olduğu gibi, biz Ermeniler arasında da kaygıyla bakılan bu liderin sonradan nasıl değiştiğine, nasıl yumuşadığına, silâh veya sertlikle bir yere varılamayacağını nasıl anladığını gözlerimle gördüm ve saygı duymaya başladım..."
Böyle bir tutum değişikliğini gerçekleştirebilmek cesaret işidir.
Her babayiğit politikacının yapabileceği bir şey değildir.
Türkeş’te yıllar içinde görülen büyük değişikliğin en tipik örneği işte budur.
1970-80’lerin acılı olaylarını, kimi zaman hatalarını aşıp kendini yenilemenin bir simgesi olmasını bilmiştir.
Darısı diğer liderlerin başına...