BÜYÜK TÜRKEŞ

NEVZAT YALÇINTAŞ
 
Türk milliyetçiliğinin öncüsü dava, fikir, mücâdele ve devlet adamı Alparslan Türkeş Cenâb-ı Hakkın rahmetine intikâl etti. Kabri nur, mekânı cennet olsun.
Hepimiz şahidiz ki bütün bir ömrü Türk Milletinin hizmetinde geçti ve ülkemiz aleyhine olan hareketlerin karşısına yılmaz ve bükülmez bir irade ile çıktı. Bu kararlı öncü şahsiyetinden dolayıdır ki O’nu seven ve örnek alan milliyetçi gençlik Türkeş’e hep "Başbuğ" dedi. Şimdi O, vatan ve davaları uğruna şehid edilen binlerce gencin temiz ruhlarıyla beraber bulunuyor.
Bizim nesil Alparslan Türkeş’in ismini 1944 yılından sonra duymaya başladı. Türklük düşmanı kızıl diktatör Stalin’in orduları Alman kuvvetlerini mağlup etmeğe başlarken Türkiye’de de komünizmin hizmetine girmeye hazır bahtsızlar baş gösterdi, örgütlenmeler ve propagandalar başladı. Millî varlığımıza karşı bir tehdit oluşturan bu teşebbüslerin karşısında sorumlu devlet adamlarının seyirci kalmalarına tahammül etmeyen bir avuç vatansever görevlerini yaptılar. Merhum Türkeş genç bir subay olarak onların arasındaydı. Bu vatanperver çizgi, O’nun son seferine kadar kırılmadı, sapmadı.
27 Mayıs’ta devletin yönetimine hâkim olanlar arasında onun da isminin olması ülke için bir teminat teşkil etti. Aşırılıkları ve ezanın Türkçe okutulması gibi yanlış girişimleri önledi. Darbeciler ona tahammül edemediler. Yurt dışına gönderildi.
Mekke’de Ka’be’ye yakın bir sokak, aziz Türkeş’le mahşerî hac kalabalığının içindeyiz. Ezan okunuşu. Namaza durabilmek için bir imkân arıyoruz. Buharalı bir Türkistan Türkü’nün dükkânından iki seccade uzatılıyor. Yan yana namazlarımızı edâ ediyoruz. Türklük ve Türkeş hiç ayrılmadı. Şimdi Alparslan Türkeş beka âleminde. Cennetteki ecdadla, Resuli Ekrem’e komşu ol ey Koca Türk!