ÖLDÜ, FAKAT ATINDAN DÜŞMEDİ

YAMAN TÖRÜNER
 
1960’lı yıllarda ortaokulda okurken, ev kitaplığımızda bulunan tüm kitapları okumuştum. Bunlar arasında Hüseyin Nihal Atsız’ın "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtların Dirilişi" kitapları da vardı. Atsız’ın şiirlerinden bazılarını ezbere bilirdim.
Ankara Türkocağı’na sık sık gider "Cumartesi Konferansları"nı dinlerdim. Daha sonra arkadaşlarımdan bazılarının oluşturduğu "Alp Çeriler Genç Milliyetçiler Derneği" kuruldu. Daha lisede iken "Ötüken" adlı bir dergi çıkarırdık.
Alparslan Türkeş’le bir lise talebesi iken tanıştım. Çok kudretli ve etkileyici bir kişiliği vardı. Ağız yapısını göremeyip, ağzını sanki özellikle kapattığını zanneden bazı arkadaşlar, onu taklit eder ağızlarını sürekli kapalı tutarlardı. Ankara Yüksel Caddesi’ndeki iki katlı "CKMP Merkezi"ne sık sık gidilirdi. Zaman zaman Bahçelievler’deki Gençlik Kolları’na uğrardık.
Yıllar sonra Merkez Bankası Başkanı olduğumda da kendisiyle sohbet etme imkânı buldum. Bazen beni telefonla arar, ekonomik konularda bir şeyler sorardı.
Lisede olduğum yıllarda, Azerbaycan’dan bahsedilmesi bir hayal gibi gelirdi. Yıllar Türkeş’i haklı çıkardı. Azerbaycan’dan Kazakistan’a kadar Türk Cumhuriyetleri kuruldu.
Arnavutluk’tan Çin’e kadar Türkçe konuşularak gidilebileceğinden bahsederdi. Tarih Türkeş’i haklı çıkardı. Hatta Çiller, daha şimdiden Arnavutluk’tan Kazakistan’a ulaşacak İpek Demiryolu’ndan bahsediyor.
Türkeş, tam bir vatansever ve mücâdele adamıydı.
Türkeş, uzlaşmaya, iş birliğine ve diyaloğa her zaman açık, uygar, disiplinli ve yenilikçi bir "Devlet Adamı" idi.
Görüşlerinde yanılmadı.
O öldü. Fakat, atından düşmedi.
O öldü. Fakat yenilmedi.
Mücâdelesi büyüyerek sürecek.