O’NU YENİDEN DÜŞÜNMEK

Metin ÖZARSLAN

Tesadüf... Hikmetine vakıf olamadığımız şey... Yaşadıklarımız, görüp, işitebildiklerimiz; görebileceklerimiz de acaba tesadüfi bir hayatın ayrıntıları mı? --- Şüphe yok ki, bizim bilmediklerimizi elbette bir bilen var... Amenna ve saddakna... Şüphe yok ki, beşer hayatı o İlahi Güç'ün isteği doğrultusunda düzenleniyor... Şüphe yok ki, O'nun, o büyük Türk evladının hayatı da her fani gibi İlahi Güç tarafından düzenlendi. Bu bir alınyazısı, bir kaderdir. Doğumu fıtınalı ve kar yağışlı bir günde olmuş, ömrü fıtınalı ve karlı yıllarla geçti. Savunduğu fikirler iktidarda kendisi zindanlarda oldu... Hakk'a yürüdüğü günde de yine aynı şidetli kar ve fırtına bütün gün devam etti. Bilmem bunu biz sıradan insanlar ne kadar fark edebildik. Ve yaşadığı fırtınalı hayatında O’nu ne kadar anlayabildik
Şüphesiz ki, O'nun Türk milleti için yaptıklarını anlatmak nafile gayreten öteye geçemeyecek.. Değil mi ki, O'nun, Milleti için yaptıkları, anlatılmaz büyüklükte işlerdir? Öyleyse O'nu bir şekilde anlatmak gerekmektedir. O, öyle anlatılmalı ki, düşünelim. Düşünelim ki, İlahi Güç'ün Milletimiz için çalışma ve hizmet etme noktasında O'na verdiği rol bir kez daha idraklerimizde yer etsin.
Ve şimdi bir kez daha O’nun yokluğunda:
· Düşünelim ki; O, hiç doğmadı!
· Düşünelim ki; O, anavatana, İstanbul'a hiç gelmedi,
· Düşünelim ki; O, daha çocuk yaşta soydaşlarının durumunu düşünmedi!
· Düşünelim ki; O, Atsız Bey ile tanışmadı, Türkçü olmadı!
· Düşünelim ki; O, Türkçülük adına, Türk milleti için yargılanmadı, işkence görmedi!
· Düşünelim ki; O, 27 Mayısta yoktu!
· Düşünelim ki; O, idamlara karşı gelmedi ve sürgün edilmedi!
· Düşünelim ki; O, sürgün edildi ve geri dönmedi!
· Düşünelim ki; O, geri döndü fakat siyasete atılmadı!
· Düşünelim ki; O, yüzlere, binlere, milyonlar varan kadrolar yetiştirmedi!
· Düşünelim ki; O, DPT, DİE, TSE, TAKE, TÜBİTAK gibi teşekkülleri kurmadı, kurdurmadı!
· Düşünelim ki; O, ülke menfaatleri için hiç bir fikir üretmedi!
· Düşünelim ki; O, milliyetçilik diye bir meseleye önderlik etmedi!
· Düşünelim ki; O, esaret altındaki kardeşlerimize hiç sahip çıkmadı!
· Düşünelim ki; O, kapitalizmle, komünizmle hiç mücadele etmedi!
· Düşünelim ki; O, kendimizi idrak etmekten uzakken ülkülendirmedi!
· Düşünelim ki; O, genç nesillere yeni ufuklar göstermedi!
· Düşünelim ki; O, davası uğruna hapislere girmedi!
· Düşünelim ki; O, memleket ve millet menfaatlerini her şeyin üstünde tutmadı!
· Düşünelim ki; O, yirmidört saat yerine yirmibeş saat çalışmadı!
· Düşünelim ki; O, her türlü bölücü, yıkıcı mihraklar, ülkemizi bölmeğe, milletimizi birbirie kırdırmağa çalışırken, Gönül Seferberliği başlatmadı!
· Düşünelim ki; O, her şey Türk'e göre ve Türk tarafından ve Türk için parolasıyla yola çıkıp, hak bildiği yolda yalnız bile kalsa Yüce Dilek'e doğru gitmeyi göze almadı!
· Düşünelim ki; O, ikbal peşine düşmüş küçük adamların biricik yaşama gayesi saydıkları, mevkileri, makamları ve taptıkları maddi menfaatleri ayağının altına alıp; Büyük Türk Milletinin her an hizmetinde olmayı mevkilerin ve makamların en büyüğü saymadı!
· Düşünelim ki; O, ateş çemberiyle çevrili yurdumuzda nefsinin kölesi olan politikacılara bir devlet ve Siyaset Bilgesi olarak ılımlı, tutarlı ve vakarlı tavrıyla yol göstermedi!
· Düşünelim ki; O, seksen yıllık hayatında son nefesine dek Türklük ülküsü için hiç bir dakika çalışmadı!
Ve şimdi yeniden bir kez daha düşünelim ki; bütün bunları O, yaptı.Hiç şüpesiz O, "İlahi Güç"ten "kut" almamış olsaydı, nasıl yalnız Anadolu Türklüğünün değil, bütün Türklük aleminin "BAŞBUĞ"u olabilirdi!
Ey Türkoğlu!
Şimdi yeniden bunları düşünelim ve yokluğunda, O'nun, Başbuğ'un açtığı hizmet bayrağını daha, daha ileriye; ülkemizi ve Milletimizi mutlu, Devletimizi güçlü kılmak için; O'na ve O'nun mücadelesine yaraşır bir Bozkurt olalım ve öyle davranalım!...
Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin!