BİR ÇAĞA MÜHÜR VURAN LİDER BAŞBUĞ TÜRKEŞ

15 NİSAN 1997 - HERGÜN GAZETESİ
ADNAN BÜYÜKBAŞ
 
Yarının tarihçisi, Alparslan TÜRKEŞ’i anlatırken, "Türk Milleti’ne çağlar üzerinden sıçrama ülküsünü kazandıran lider" diyecek.
Türkeş, bir Ferhat gibi geri kalmışlık, cehalet, tembellik kayalarını deldi.
Türkeş, Ergenekon’da yol açan demirci gibi Türk’ün önüne dikilen bütün dağları eritti.
Dün tabutluktaydı.
Dün sürgündeydi.
Dün Mamak zindanlarındaydı.
Bugün "30 yaşında" ateş gibi bir delikanlı olarak Bozkurtların başında.
Dün, onun rütbesini çalanlardan eser kalmamışken; dün onu Türk milliyetçisi olduğu için idamla yargılayanlar bugün Marmaris kahvelerinde tavla oynayarak büyük hesaplaşmaya hazırlanırken o, büyük Türkiye davasını gerçekleştirme yolunda yılmadan, yorulmadan çalışmaya devam ediyor.
Dün O tek başınaydı.
Bugün yetiştirdiği milyonlarca Türk milliyetçisinin önünde Türk’ün Kızılelma’sını yaşatıyor.
Türk milletinin yüceliğine inanmayanlar, Türk’ün şanlı mazisinden haberi olmayanlar ona "hayalci" dediler. Halbuki Türkeş’in ‘hayaline onların hakikatleri yaklaşmazdı bile’.
İslâmı kalplerine sokamayıp dillerinde geveleyenler, İbn-i Sebe’yi aratacak fitnelerle Türkeş ile Türk Milleti’nin arasını açmaya çalıştı. Fakat, Türkeş’in Allah’a ve O’nun şanlı elçisine büyük bir samimiyetle teslim olduğunu gören Türk Milleti, Türkeş’in etrafında halka oldu. Çünkü Türkeş, tam bir iman adamıydı.
Kasalarından başka bir şey düşünmeyenler ona "maceracı" dedi. Halbuki o, maddesi ve ruhu yok edilmek istenen Türk’ün varoluş mücadelesini yürüten bir hareket adamıydı.
Türkeş, yaşadığı çağa mührünü vuran nadir devlet ve fikir adamıdır.
Alparslan Türkeş’i anlamak ve teşkilâtında yer almak için Türk milletini sevmek, Türk’ü lâyık olduğu yüce mevkiye getirebilmek gayreti uğrunda her türlü belaya göğüs germek gerekir.
‘Yağlı bir kemik için’ Alparslan Türkeş’e hırlayanlar ve onu yarı yolda terkedenler bir sokak kaltağından daha aşağı olduklarını gösterdiler ve silindiler... Onlar hem ülkücülerin gönlünden hem de siyaset sahnesinden silindiler lâkin, Alparslan Türkeş, Lider olarak şan ve şerefle Üç Hilâlli bayrağını zirveye dikti.
Bugün Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti ruhuyla aksiyoner yapıya kavuşan Türk milleti akın akın MHP çatısı altında toplanmaktadır. Bu durum bize göstermektedir ki, MHP, ilk yapılacak seçimle iktidar olacaktır.
Ülkücülerin İktidarı Türk milletinin iktidarıdır
Türk milletinin iktidarı İslâm âleminin ve bütün insanlığın kurtuluşudur.
"Bizim için asıl tehlike komünistler değil, Türk milliyetçileridir" diyen Amerika hırsından çatlasa da Türk milliyetçileri iktidar olacaktır.
Alparslan Türkeş’in yaktığı Dokuz Işık meşalesi Türkiye’yi ve bütün Türk İslâm âleminin yolunu aydınlatacaktır.
Türkeş, Türk’ün ve İslâm’ın hasımları için büyük bir tehlikedir.
Türkeş, Türkiye’yi "köle ülke" yapmak isteyenlerin karşısında büyük bir engeldir.
Bunun için, Çin yılanının ve Rus ayısının içimizden çıkardığı uşaklar dün ellerinde kızıl bayraklarla, "Türkeş tutuklansın, MHP kapatılsın" diye ciyaklıyordu.
Bunun için, hâlâ kuduz köpekler gibi Türkeş’e ve Bozkurtlarına saldırıyorlar.
Bunun için, Amerika elçisi, "Her on yılda bir ihtilâl yaptınız fakat, iktidarı Türkeş ve adamlarına bırakmadınız" diyordu.
Bunun için, Rus istihbarat teşkilatı KGB’nin başı, Türkeş ve gençlerini kastederek, "Güneyimizdeki sivil direnişi kıramadık" diyordu.
Bunun için, 12 Eylül gece baskıncıları Demirel ve Ecevit’i bir ay misafir ederken; Erbakan’ı 33 arkadaşıyla yargılayıp bir sene sonra salıverirken sadece Alparslan Türkeş’i, 800 yönetici arkadaşı, 2000’den fazla evlâdıyla beraber yargılıyor ve beş yıldan fazla cezaevlerinde tutuyorlardı.
Fakat, hiçbir zulüm Alparslan Türkeş’i devletine küstürmedi. O, milletine hizmet etmenin bedeli olarak hiçbir şey istemedi. "Bütün çektiklerimi milletime helâl ediyorum" diyen Alparslan Türkeş, kendisine ve davasına ihanet edenlere de geniş ve şefkat dolu gönlünü açarak büyüklüğünü gösterdi.
Türkeş’in kendisine karşı düzenlenen her türlü ihaneti affedebilecek gönül adamlığını göstermesine rağmen aleyhine yapılan iftira kampanyasının sona erdirilmemesinin arkasında sadece siyasî ikbal hesapları değil, yabancı ülkelerin parmağı da aranmalıdır.
Samimi olarak vatanın selametini, kalkınmasını; milletin huzur ve refahını arzu eden insanların "hangi partili olursa olsun" Türkeş’e muhabbeti artarak devam ederken, bazılarının Türkeş ve MHP düşmanlığı, hastalığından kurtulamaması manidardır.
Büyük fikir, iman ve aksiyon adamı rahmetli Necip Fazıl’ın 1970’li yılların sonunda Başbuğ için söylediği şu sözler bazı idrak yoksullarının niçin Türkeş’e karşı hırçınlaştıklarını izah etmeye yeter :
"Türkeş günümüzün korkulan adamı... Öbürleriyse dudak bükülen ve boş verilen kişiler... Geriye kalan bahsi değmezlerden sonra anarşiye, hıyanete, rezalete, sekavete, vatan satıcılığına, her türlü namussuzluğa korku telkin etme gücü, yalnız Türkeş’te mihraklaşıyor. Türkeş ne olursa olsun tavrıyla tedirgin, edasıyla rahatsız ettiklerine verdiği ürküntü ona yeter. Onun etrafındaki antipati halkası arslan korkusu çeken karakulak dedikleri, sırtlan, çakal, köstebek, yabani eşeği gibi sefil yaratıklardandır ve bu arada komünizm sırtlanıyla başıboş kapitalizm çakalının en fazla gocunduğu, Türkeştir".
Başbuğ’un 1990’lı yıllarda parlamentodaki tavrından rahatsızlık duyanlar, acaba 12 Eylül’den önce neredeydiler?
Memleketi kan gölüne çeviren, kurtarılmış mahallelere devlet güçlerinin dahi girmesini engelleyen; uçak kaçıran fabrika yakan komünist eşkıyanın karşısına yalnız ve yalnız Allah rızası için çıkan ülkücüler can verirken bu yastık döşek mücahitleri ne yapıyorlardı acaba?
Türkeş’in defalarca uzattığı barış elini itenler kimlerdi acaba? Hadiseler kardeş kavgasından iç savaşa sıçramak üzereyken "sıkıyönetim ilân edilsin" dediği halde, silâhlı çete kurmakla suçlanan lider kimdi acaba?
Bugün, Türk milleti yerine Türkiye milleti, Türkiyeli müslümanlar gibi ifadeler kullananların kucağına oturan ve Türkeş değişti, onu tanıyamıyoruz diyen güllü partinin patronu acaba dün Türkeş birlik ve beraberlikten bahsederken kısa pantolonuna konan sinekleri mi kovalıyordu?
Türkeş, hayatını milleti için ortaya koymuş bir dava adamı olarak basit hesaplar peşinde olan dokunulmazları duymazlıktan geldikçe hırslarından tırnaklarını kemirenler yarın, Cenâbı Allah’ın yardımı ve bilge lider Türkeş’in vasıtasıyla kurulacak olan Türk Birliği güneşi karşısında erimeyecekler mi?
Gün, birlik günüdür.
Gün, Alparslan Türkeş’in açtığı "gönül seferberliği" bayrağının altında toplanma günüdür. Gün, bütün şahsî kırgınlıkları unutup Türk milliyetçiliğini iktidara taşıma günüdür.
Nemrutları vız gelir, gül olur ateş bize
Doğmak için muhtaçtır, ay bize, güneş bize
Daha yola çıkarken demiş ki, Türkeş bize;
Yolumuz uzun, çetin, meşakkatli olacak
Kervana tereddütsüz inanan katılacak!