TÜRKEŞ’İ ANLAMAK

DOÇ. DR. MEHMET GÜNAY
GAZİ ÜNİVERSİTESİ

Türklük ve Türk Dünyası deyince, her Türk’ün aklına Alparslan TÜRKEŞ gelmelidir. Çünkü, Türk Dünyasında O’nun gibi Türklüğe heyecan ve his veren lider, fikir ve devlet adamı çok az yetişmiştir. O’nun fikir ve düşünceleri 1944’lerden beri Türklüğün yoluna ışık tutmaktadır.
Sayın Türkeş, henüz öğrencilik yıllarında, dünya üzerinde yaşayan milletler ailesinin en şerefli ve en büyük üyelerinden birisi olan Türk Milletinin yaşayabilmesi için yeni bir mücadeleye atılmasının gereğine inanmıştır. O bu mücadelede "İslâm iman, ahlâk ve faziletine, Türklük şuur ve kültürüne" dayanıyor ve güveniyordu.
Sayın Türkeş’in milliyetçilik anlayışı bölücü değil birleştiriciydi, insan sevgisine dayanıyordu. O, millî sınırlarımız içerisinde yaşayan bütün yurttaşlarımızı, dağdaki çobanından cumhurbaşkanına kadar, doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisi demeden, ırk, din ve mezhep farkı gözetmeksizin Cenâb-ı Hakk’ın mukaddes bir emaneti olarak bağrına basan müşfik bir insandı. O Güney Doğu Anadolu Bölgesinde yaşayan soydaşlarımız ve milletdaşlarımız için, "Onlar ne kadar Kürtse biz de o kadar Kürdüz, Biz ne kadar Türksek onlar da bizim kadar Türktürler" diyor ve bu vatanı bölmeye hiç kimsenin gücü yetmez, bu vatanı böldürtmeyiz diye her zaman haykırıyordu.
Sayın Başbuğ’umuz, komünizme, kapitalizme, emperyalizme, yolsuzluğa, rüşvete, haksız kazanca, bölgeciliğe ve bölücülüğe karşı amansız bir savaş açmış bir insandı. Türk Milletini bölmek isteyenler, karşılarında yıkılmaz, yenilmez ve aşılmaz bir engel olarak Sayın Türkeş’i bulmuşlardır.
Sayın Türkeş Türk Milletinin vermiş olduğu bu büyük mücadelede modern ilmi ve yüksek ahlâkı önder edinmiş bir liderdi.
O, sarsılmaz bir iman ve azmin temsilcisiydi. Sayın Türkeş Türk Milletine Hitaben şöyle diyordu : "Türk milletinin binlerce yıllık tarihi boyunca yenilmez olmasını sağlayan ve bugüne kadar her felaketin üstesinden gelerek, her tehlikeyi çiğneyip üstüne çıkmasını sağlayan bazı millî vasıfları, gelenekleri ve inançları vardır, karakteri vardır. Bunların başında asla yenilmeyi kabul etmemek, asla mağlup olmayı kabul etmemek, boyun eğmeye ve mağlup olmaya karşı çıkmak görüşü ve karakteridir. Teslim olmayı red, mağlup olmayı red yenilmezliğin sırrıdır. Durum ne kadar karanlık olursa olsun, ne kadar imkânsızlıklar içerisinde bulunursak bulunalım, asla yenilmeyi kabul etmemek, asla teslim olmayı kabul etmemek Türklüğün ezeli şiarıdır." (Dokuz Işık’tan) "Ben Türk Milletini, sokaklarda ıspanak fiatına satılan demokrasiye, rüşvet ve hile ile çiğnenen, çiğnetilen hukuk düzenlerine, ahlâktan mahrum bir hürriyete, tefeciliğe, karaborsaya yer veren bir iktisadî yapıya çağırmıyorum. Türklük şuur ve gururuna, İslâm ahlâk ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası hak yolu, Allah yoluna çağırıyorum..." (Dokuz Işıktan)
Sayın Türkeş, sevgi, hoşgörü ve uzlaşmacı ve uzlaştırıcı tavır ve politikaları ile Demokratik Kültür’ün en güzel örneklerini veren ve demokrasi sahasında her siyasî tarafından örnek alınacak abidevî bir şahsiyetti.
O’nun fikir ve düşüncelerini eğer tam olarak anlamış ve uygulamış olsaydık, bugün Türk Milleti çağlar üzerinden aşmış, ilimde, teknikte, ahlâkta ve maneviyatta kalkınmış ve uygar milletlerin en ön safına geçmiş olurdu.
O’nun fâni vücudu her nefs gibi ölümü tattı, aramızdan ayrıldı, fakat fikirleri ve düşünceleri kıyamete kadar bütün Türklüğün ve insanlığın yoluna ışık saçacaktır. Mezar taşında olduğu gibi :
DOĞUM TARİHİ : 1917,
ÖLÜM TARİHİ : ............ hiç bir zaman olmayacaktır...