O BİR OKULDU

İ. NEBİ KARAKUŞ
HERGÜN GAZETESİ
 
Okulun temel hedefi kişilikli, kimlik sahibi, sosyalleşmiş insan yetiştirmektir; okulun kuruluş gayesi budur. Bu milletin çocukları, cami avlularında, hudut kalelerinde, ocak başlarında, köy odalarında eğitilmiş; inançlı, imanlı, vatansever, fedakâr, sağlam karakterli, namuslu bir insan olarak yetiştirilmiş; devletine milletine, ailesine hizmet etmesini bilmiş. Fakat, aynı milletin çocukları devletin resmî okullarında aynı özelliklere sahip bir insan olarak yetiştirilemediği gibi üstelik hainlik de yapmış, devletine ve milletine zarar vermekten de geri kalmamıştır.
Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı örgün eğitim kurumlarımız devletin resmî okullarıdır ve devletin malıdır. Devlet buralarda kendine hizmet edecek insanları yetiştirmeye çalışmaktadır. Bina yapmakta, öğretmen tayin etmekte, bütün masrafları karşılamaktadır.
"Devlet bu okullarda istediği insanı yetiştirebilmekte midir?" sorusuna müspet cevap vermek, "Evet" demek, hemen hemen mümkün değildir.
Niçin mi?
Okulların camlarını kıran, sıra ve masalarını sopa yapan, muslukları söken ve hatta kibrit çalıp yakan öğrenciler başka devletlerden buraya ithal edilmiş değildir; bu devletin imkânlarından faydalanan bu milletin çocuklarıdır ve devlet bu insanlar için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamaktadır. Devlet kendi eliyle, kendi imkânlarıyla ve kendi parasıyla kendine ihanet eden insan yetiştirmektedir.
Gayet tabiî, böyle Talim ve Terbiye Kurulu olursa, vatansever değil, hain yetişir okullardan. Bundan yirmi beş yıl, yani çeyrek asır evvel de böyleydi, şimdi de böyle. Çünkü Talim Terbiyi Kurulu yirmi beş yıldır ve daha evvelinden beri aynı zihniyette.
Devlet, Millî Eğitim Bakanlığı mevcut Talim ve Terbiye Kurulunu bir düzene sokmaz ve mevcut zihniyeti değiştirmezse okullarımızda hain yetiştirilmeye devam edilecektir.
Çok karamsar bir tablo...
Bu karamsar tablodan "Kırk yaşına kadar olan bütün insanlarımız devlete ihanet etmekte midir ve okullarımızdan yetişen bütün insanlar hain midir?" gibi bir soru ile hüküm çıkartılabilir veya öyle değerlendirilebilir.
Bu hükme bütünüyle "doğrudur" demek yanlıştır. Bütün insanlarımız hain değildir, ihanet içinde değildir... Lâik, hainlerin yüzde doksanı okullarımızdan yetişmiştir. Hain olmayanlarımız da bir taraftan okulda okurken bir taraftan da okul dışında, derneklerde, vakıflarda vatanseverliğin, milliyetçiliğin dersini almıştır.
Bu derslerin başöğretmeni Alparslan Türkeş’tir. Türk Ocakları, Ülkü Ocakları, milliyetçi dernek ve vakıflar merhum Türkeş’in açtığı okullardır.
Bu okullarda vatan sevgisi, millet sevgisi, tarihe saygı, ecdada hürmet, hoşgörü ve topluma intibak dersleri verilmiş; gençler Türk kimliği kazanmış, sosyalleşmiş, idealist, çalışkan, fedakâr, namuslu, dürüst insanlar olarak topluma kazandırılmıştır.
8 Nisan Salı günkü cenaze töreni pek çok gerçeği gözler önüne sermiş, onun bir okul olduğunu ispat etmiştir.
Bozuk hava şartlarına rağmen iki milyondan fazla insanın törene katılması, yurdun en ücra köşelerinden büyük fedakârlık göstererek insanların akın akın Ankara’ya gelmesi, törendeki disiplin bu ârif millete bir mesaj vermiştir ve onun bir okul olduğunu belgelemiştir.
Törene katılanlar, "Başbuğum işte eserin!" diye uran atarken onun yetiştirdiği insanları ve bu insanların durumunu ifade ediyorlardı.
Dünyada yüksek kapasiteli bu kadar çok insan yetiştirmiş bir okula örnek gösteremezsiniz.
Evet, o bir okuldu ve kendisi bu okulun başöğretmeniydi. Allah mekânını cennet etsin.