TÜRKEŞ

NEZİH DEMİRKENT
 
Uzun yıllar siyasî hayatımızda aksiyon adamı olarak rol oynayan Türkeş’i kaybettik. İki gündür hakkında pek çok şey söylendi. Askerlik anlayışı, Başbuğ sıfatı, Turancı oluşu, darbeci kimliği ve son yıllarda demokrasiye yaptığı katkılar dile getirildi. Belli ilkeleri vardı, milliyetçiydi, Türkçü’ydü. Savunduğu görüşleri her zaman korudu. Dava adamıydı; bu özellikleriyle ülkesine hizmet etmek isterken ağır şekilde suçlandığı günler oldu, hapislerde yattı, işkence gördü, sık sık yargılandı. Ancak çizgisinden taviz vermemeye özen gösterdi.
Türkeş’in görünen kimliği buydu. İnsan yönü, dostluk anlayışı, mücadele azmi çok kere gözardı edildi. Onu yakından tanıyanlar tek adam olma arzusunun yanı sıra büyük bir kadro oluşturduğunu farkettiler. Ekibine her zaman sahip çıkar, yönlendirirdi. Suskun kaldığı günlerde bile düşünür, eylem başlatırdı.
1960’lı yıllarda 27 Mayıs olaylarından sonra güçlü olduğu bir ortamda, Madanoğlu ile ters düştü ve âni bir kararla tasfiye edildi. Bunu yapan Gürsel, geride sorun bırakmamak için o günkü tanımıyla "cuntayı dağıtmayı" kararlaştırdı. Arkadaşlarını yurtdışına gönderdi. Sonra günler geçti Türkeş’le ekibi yurda döndü. Eskisi kadar güçlü görünüyorlardı. Bir dost toplantısında; "Keşke Madanoğlu başarı gösteremeseydi. Bu ülkeye belli kuralları kabul ettirebilseydik, insanları bilinçlendirsek ve demokrasiye öyle geçseydik" demişti. Ona göre, demokrasiye sahip çıkmak için mücadele vermek gerekliydi, bu fırsat kaçırılmıştı. Türk halkı rejimi kolay elde ettiğinden sahip çıkmıyordu...
Bu tehlikeli düşünceler fazla tartışılmadı. Türkeş’in haklılığını ileri sürenler çıktı. "Faşist" olduğunu söyleyenler oldu. Ancak demokrasiye kolay sahip olduğumuzu çoğunluk kabul etti. Belki bugün yaşamakta olduğumuz sorunların bir bölümü bundan kaynaklanıyor. Rejimin kuralları olduğuna inanmıyoruz. Çarpık yapıyı benimsedik. Sistemden şikâyet ediyor, ama sahip çıkıyoruz. Bu sebeple hukuk dışı işler olağan hale geldi. Susurluk olayını bile algılayamadık, Ankara’da yapılan gece yarısı operasyonlarından rahatsızlık duyan çıkmıyor. Çünkü demokrasi uğruna mücadele vermeye niyetli görünmüyoruz.
Demokrasinin bedeli olduğunu bilenler, Türkeş’in siyasî hayatta yeterince mücadele vererek ileri yaşlarda demokrat bir kimliğe sahip olduğunu gördüler. O aksiyon adamı olarak yaşadı, belli kuralları korumaya özen gösterdi. Seçim öncesi ve sonrası uzlaşmacı oldu. Taraftarını tahrik etmedi. Toplumun ona ihtiyaç duyduğu günlerde de aramızdan ayrıldı. Yaşı dolayısıyla bunu doğal kabul etmeli. Ancak demokrasinin geleceği için mücadele etmeyi sürdürmeliyiz. Bu yönüyle Türkeş topluma çok önemli bir mesaj vererek aramızdan ayrılmış oldu. Tanrı rahmetini esirgemesin...