"MİLLİYETÇİ" HAREKET ...

DR. VEYSEL GANİ
10 NİSAN 1997 - TÜRKİYE GAZETESİ
 
Çok çeşitli safhalardan geçen Türkiye’deki milliyetçi hareket; en olgun ve en istikrarlı döneminde öksüz kaldı... Türkiye’nin birleştirici, bütünleştirici harcı durumundaki bu hareketin gerekliliği her zaman hissedilmiş, çok defa neden yetersiz kalındığı konusunda da üzüntü sebebi olmuştur...
Alparslan Bey ile birlikte Türk’ün öz değerleri ile çakışan Milliyetçi Hareket, ülkemizdeki sessiz çoğunluğun gönlünde yattığını bir defa daha inkar edilmez bir şekilde göstermiştir...
Milliyetçi Hareket; hiçbir dış destek görmeden, gayet mütevazı şartlarda ve imkânlarda başlamış, her zaman gerçek vatandaşların destek ve teveccühlerine mazhar olmuştur. "Türk’ün kendi öz vatanında parya" sayılmak istendiği, Türklük ve Müslümanlığın suç sayıldığı dönemlerde bir avuç kor yürekli, demir bilekli insan; herşeye rağmen Türk ve Müslüman olduğumuzu önce millete, daha sonra da cihana haykırmıştır.
Cumhuriyet öncesi ve sonrası kriz dönemlerinde Milliyetçi Hareketin ne ölçüde hayatî bir hareket olduğu görülmüş, gelişen ve değişen şartlar içerisinde milletimizin teminatı olan Milliyetçilik, Anayasa ve kanunlarla teminat altına alınmak istenmiştir...
Milliyetçi Hareketin sadece Ülkücülük ile sınırlandırılması, izole edilmesi ve misak-ı millî hudutları içerisine hapsedilmesi yanlış olmuştur. Alparslan Bey’le birlikte Türk Dünyası’nın müşterek hayat görüşü ve felsefesi haline gelen Milliyetçi Hareket şimdi imtihan vermektedir... Bu imtihanın belli bir süre devam edeceği de bilinmelidir.
Babasını kaybeden bir ailenin çekebileceği sıkıntılar hepimizce bilinmektedir. Milliyetçi Hareket sadece babasını değil, liderini kaybetmiştir. Çekilecek sıkıntılara hazır olmak gerekir... En büyük sıkıntı dağılmakta, bozulmakta ve tefrikaya düşmekte olacaktır. Aman ha! Dağılma, bozulma, bölünme ve zıtlaşmalar sonun başlangıcı olabilir.
Milliyetçi Hareket kolay başlamadı... Bu hareketin içinde çok kimselerin alınteri, emeği, parası, namusu ve hatta canı-kanı vardır. Bu miras sokakta bulunmadı... Sokakta kaybedilmemelidir... Yirmibirinci yüzyılı Türk’ün asrı yapacak olan maddî ve manevî birikim, tecrübe ve kadrolar mevcuttur. Bunun kıymeti bilinmeli ve bu hareket kıyamete kadar sürdürülmelidir.
Genç bir kabiliyet, Azmi Karamahmutoğlu’nun sözlerine kulak vermek gerekir. Artık Başbuğlar olmayacak, liderler olacaktır. Bu liderlik ekip liderliği, grup ve tim çalışması şeklinde düşünülmelidir. Modern yönetim usûlleri esas alınarak araştırma, inceleme ve gelişmelere açık, bütün kesimleri kucaklayacak bir liderlik esas alınmalıdır.
Başkanlık Divanı; bu çalkantılı dönemi aşacak kabiliyetli insanlardan oluşmaktadır. Sn. Muhittin Çolak beyefendi ise partinin bütün kademelerinde Alparslan Bey ile birlikte görev yapmış, çile çekmiş kıymetli bir vatan evlâdı olarak kendine düşen ağabeylik görevlerini yapacak ve "Milliyetçi Hareket"i ikibinli yıllara birlik ve bütünlük içerisinde taşıyacaktır...
Geleceğin Türkiyesi’nin teminatı olan Milliyetçi Hareket ideallerle gerçekleri birleştirerek ikibinli yıllara güçlü ve kararlı adımlarla ilerleyecektir...