BİRLİK İÇİNDE KALKINMA

Türkiye'nin kalkınması için sanayileşme lazımdır, milli eğitim seferberliği lazımdır, toplumun teşkilatlanması lazımdır ama, bütün bunların hepsinden önce gözetilmesi ve korunmağı, sahip olunması icap eden dört ön şart vardır. Bu ön şartlar sırasıyla şunlardır: Birincisi Türkiye Cumhuriyeti devletini korumak ve yaşatmaktır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığına kasteden her çeşit hareketi önlemek. İkincisi ise insan haklarına dayalı, hukukun üstünlüğünü hedef alan çok partili hürriyetçi, demokratik rejimi korumak ve devam ettirmek. Üçüncüsü ise Türk milletinin birliğini, beraberliğin! korumak ve devam ettirmek. Dördüncüsü ise, Türk vataninin bütünlüğünü korumak. Türk vataninin bölünmezliğim korumak ve devam ettirmek şartlarıdır. Bu şartlar gözetilmezse, bu şartlar elde bulundurulmazsa, Türkiye'nin kalkınmasından bahsedilemez. Girişilecek olan kalkınma faaliyetlerinin bir netice vermesi beklenemez. Bu dört ön şartı her Türk vatandaşının gözetmesi gerekmektedir. Her siyasi partinin bu dört ön şartı gözetmesi ve bunların elde bulundurulması için işbirliği etmesi gereklidir.

Türkiye bugün bu yönden iç saldırılarla, bölücülüklerle, yıkıcı hareketlerle karşılaşmış durumdadır. Türk milletinin birliğini bozucu, bölücü faaliyetler vardır. Türk vatanım parçalamak isteyen Türk topraklarını bölmek isteyen faaliyetler vardır. İnsan haklarına dayalı, hukukun üstünlüğünü hedef alan hürriyetçi demokratik rejimi yıkarak yerine Marksist, komünist diktatörlük kurmak isteyen hareketler yardır. Bunlara karşı bütün vatandaşların ve bütün partilerin işbirliği etmesi ve beraberce tedbir almaşı lazımdır. Anayasamızın basında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vasıfları ortaya konulmuştur. Anayasa Türkiye Cumhuriyeti Devletim "insan haklarına dayalı, demokratik, laik ve ülkesiyle, milletiyle bölünmez bir bütün" olarak ortaya koymuştur. Bunlar bütün siyasî partilerin üzerinde ittifak edecekleri, işbirliği yapmaları gerekli olan asgari müştereklerdir. Bunun üzerinde hiç bir siyasî partinin müsamaha göstermemesi, hiç bir siyasi partinin taviz vermemesi ve taviz verenleri korumaması, taviz verenlerle işbirliği yapmaması gereklidir. Türk Milleti bu yönden yaşadığımız günlerde çok, şiddetli, tehlikeli bir bunalım geçirmektedir. Yurdumuzda sömürgeciliğin öncülüğünü yapan yabancı ideolojilere kapılmış veya satılmış birtakım yıkıcı, bölücü faaliyetler dolayısıyla kardeş kavgası yapılmaktadır. Gün geçmiyor ki, herhangi bir şehirde, herhangi bir okulda memleketimizin bir evladı ölmesin, yaralanmasın. Biz memleketimizin insanları, memleketimizin çocukları hangi düşüncede olurlarsa olsunlar, hangi partiye mensup bulunurlarsa bulunsunlar, hangi bölgeden olurlarsa olsunlar, hiç birinin ölmesinin, öldürülmesinin doğru olduğu kanaatinde değiliz.

İnsanların düşüncelerinden dolayı saldırıya uğramalarına, öldürülmelerine karşıyız, insanların her ne şekilde olursa olsun öldürülmelerine karşıyız. İnşalar hakkında yapılacak işlemin hukuk yollarından yetkili yargı organlarından geçerek, geçirilerek yapılmasının bir toplum için mutluluk getirecek en doğru yol olduğu inancındayız. Bu sebepten dolayı yurdumuzdaki çatışmalardan büyük üzüntüler duymaktayız. Bu çatışmaların durdurulması için birçok çareler, öneriler yapmış bulunmaktayız. Birçok teklifler ileriye sürmüş bulunmaktayız. Bunların uygulanmasıyla bu çatışmaların önleneceği kanaatindeyiz.

Fakat Türkiye Cumhuriyeti milyonlarca şehidin Türk milletine emanet bıraktığı bir varlıktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ülkesiyle, milletiyle bölünmez bir emanettir. Bütün Türk vatandaşlarınım bunun üzerinde birleşmiş olduğu inancı içindeyiz.

Türkiye Halkları diye ortaya çıkanlar, Ankara'da Hükümet merkezimizde birçok okulların duvarlarına, dekan odalarına, müdür odalarına kadar ayırıcı, bölücü sloganlar yazanların hareketlerim doğru bulmuyoruz. Bizim inancımıza göre insanları aşağılatan, insanları küçülten en iğrenç hal, insanların köle olmayı kabul etmesidir. İnsanların köleliğe, esirliğe razı olmasıdır. Bu bakımdan sömürge olmayı biz kendi milletimiz için de, başkaları için de insanlık haysiyetine aykırı bir durum kabul etmekteyiz. Bunun için sömürgeciliğe her zaman karşı çıkmışızdır. Millet olarak karşı olmuşuzdur. Fakat bugün yaşadığımız çağda, sömürgeciliğin usulleri ve silahları değişmiştir. Bugün sömürgeciliğin usulleri yabancı kültürleri kullanmak, kültür saldırılarıyla sömürgeciliği sürdürmektir. Bugün sömürgeciliğin silahları ideolojiktir. İdeolojileri kullanarak ideolojilerle sömürgeciliği kurmak ve sürdürmektir. Bu bakımdan yabancı ideolojilere inandırılmış olan memleketimizin çocukları için büyük üzüntüler duymaktayız. Memleketimizin evlatlarının bu yönden uyandırılması lazım geldiği, bu yönden kendilerinin sömürgeciliğin aleti olmaktan kurtarılması lazım geldiği inancındayız. Ama hangi görüşü benimsilerse benimsesinler, memleketin insanlarına karşı silah kullanılmasını en çirkin bir hareket olarak, en caniane bir hareket olarak görmekteyiz. Ve hangi yönden olursa olsun silah kullananları tasvip etmemekteyiz. Bunların Türkiye Cumhuriyeti'nin kanunlarına çarptırılmasını ve adaletin pençesine teslim edilmesini öngörmekteyiz.

Bütün bunları dile getirirken, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kalan vatan topraklarım el birliğiyle korumak üzere birleşmelerim, hangi partiden olurlarsa olsunlar, ayrı ayrı program ve görüş sahibi bulunsalar dahi, Türkiye Cumhuriyetim korumak, demokratik hürriyetçi çok partili rejimi korumak, yaşatmak ve Türk Milletinin birliğim sürdürmek, bütün vatandaşlarımızın kardeşlik içinde karşılıklı sevgi, saygı duygularıyla dayanışma içinde birbirlerine sahip çıkarak yaşamalarım sağlamak, Türk vatanının bölünmemesi için çalışmak konulan üzerinde birlik olmalarım, bunlara aykırı davranış gösterenlere karşı çıkmalarım gerekli sayıyoruz. Türk milletinin içine sürüklendiği bu bunalımdan kurtulmak yine Türk milletinin kendisine düşmektedir. Türk vatandaşlarımızın gerçekleri görmesine bağlıdır ve bütün Türk vatandaşlarımızın bu müşterek ilkeler üzerinde hiç bir taviz vermeden vakit geçirmeden birleşerek tedbir almalarına bağlı olduğu inancındayım. Bununla beraber şu inancımı da belirtmek istiyorum. Milletimiz güçlü, kabiliyetli bir millettir. Sağduyu sahibi bir millettir. Tarihimizde birçok sarsıntılı dönemlerden, o sarsıntılı günleri başarıyla geçirmesini başarmıştır. Bugün içinde bulunduğumuz bunalımlardan da kardeşlikle, sevgiyle, anlayışla, birlik ruhuyla çıkmanın çaresini ve başarısını göstereceğine inanıyorum. Bu vesileyle bütün vatandaşlarıma sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.