(TÜRK MİLLETİNİN KUTLU GÜÇ KAYNAKLARINDAN)

"AHLAKÇILIK"

Bir toplumda insanların birbirlerini incitmeden, birbirlerine zarar vermeden, sağlıklarını koruyarak, tabiat güçlerinin tesirlerinden en iyi yararlanacak şekilde hareketlerini tanzim etmelerini sağlamaya yarayan kuralların toplamı ahlakı meydana getirir. Ahlak, kişinin davranışlarını ayarlayan, sınırlayan ve bu davranışların hem kendisi için yararlı olmasını, kendisine mutluluk sağlayacak şekilde düzenlenmesini hem de çevresini rahatsız etmeden, zarara sokmadan, çevresiyle uyuşmasını sağlamak üzere konulmuş olan kaidelerdir; münasebet prensipleridir, yaşama prensipleridir. Ahlak insanların inancından ve dünya görüşünden doğmakta ve kaynağını almaktadır. Bunun için, gerek toplumun gerekse toplumu meydana getiren kişilerin ayrı ayrı inançları, yaşama görüşleri, yaşama felsefeleri ahlakın kaynağını, temelini teşkil etmektedir. Bu bakımdan kişilerin ve toplumun dünya görüşü, yaşama felsefesi ve taşıdıkları inanç çok önemlidir.
BİZ, TÜRK TOPLUMUNUN DÜNYA GÖRÜŞÜNÜN, YAŞAMA FELSEFESİNIN KENDİ
DİNİ İNANÇLARINDAN, İSLAMİYET'TEN VE MİLLİ TARİHTEN KÖKÜNÜ ALDIĞINI GÖRMEKTEYİZ. Bunlara ilave olarak, milletimizin geçirdiği tecrübeler ve yurdumuzun içinde bulunduğu şartlar da toplumumuzun düşünce ve inançlarında tesirli faktörlerdir. İşte bu kaynak ve faktörlerin tesiri altında, Türk Milletinin mutluluğunu sağlayacak, Türk millî ahlakına önem vermek mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Ahlaksız kişi, ahlaksız toplum mutlu olamaz. Böyle bir toplum kalkınamaz, böyle bir toplum yüksek düşünceler, kutsal inançlar uğruna fedakarlık ve feragat gösteremez. insanlık tarihine şeref veren büyük eserler, insanların uzun sabır yıllarıyla güçlüklere göğüs gererek, katlanarak feragatle çalışmalarıyla meydana getirdikleri yüce hizmetler, inancın insanlığa kazandırdığı, köklü imanın ve yüce ülküye, ideale bağlanmanın kazandırdığı varlıklar olmuştur.
Ahlakçılıkla kastettiğimiz şey, her şeyden önce kişilerin ve toplumun millî ahlak kurallarına bağlı olarak yetiştirilmesi ve millî ahlak kurallarına bağlı olarak yaşaması ilkesidir. Bu sağlanmadıkça toplumumuzun kalkınması ve toplum içinde haksızlık önlenmesi, ıstırapların giderilmesi, kişilerin ve toplumun mutluluğunun sağlanması mümkün olamaz.