ALPARSLAN TÜRKEŞ DAİM YAŞAYACAKTIR

Ebülfez ELÇİBEY

Ne zaman olursa olsun ben Başbuğ hakkında ya öz isteğimle, ya da dostların, tanışların ricası ile neyse yazmak istemişem, ancak heçbir zaman bacarmamışam. İnsan sevdiği, çok sevdiği varlıklar hakkında ne yazırsa yazsın, ne diyirse desin, yene de düşünür ki, o istediği alınmadı. Özellikle de, görkemli bir lider, bir sevimli önder. Türk milli meneviyatı uğrunda dayanmadan mubarize ve mucadele aparan, könlünü yalnız ve yalnız Türk Milletine, kendi milletine Tanrı bağları ile bağlamış bir gahraman olan azizimiz, Alparslan Türkeş Başbuğ hakkında ...

Ayrı, ayrı kitaplar yazmalı olduğumuz bir halda, dört beş sayfada ne yazasan, nasıl yazasan!? Birce yol kalır: İçinden gelen bir iki söz demek!

Türk Dünyası'nın tanınmış şahsiyetlerinden, Türk milliyetçiliğinin ve Türk ülkücülüğünün büyük liderlerinden biri Alparslan Türkeş'in hakkın rahmetine kovuşmasına artık bir yıl geçir. Seksen yıllık bir ömrünü büyük bir kısmını Türk Milli varlığının Türk varlığının, iç ve dış düşmanlarından korunmasına, esir Türklerin kurtuluşu, bağımsızlığı ve dünya Türklüğünün yükselişi uğrunda mubarize sarf eden büyük bir önder sürdürdüğü mücadelenin zafer çalmakta olduğunu görerek rahatlıkla gözlerini kapattı.

Bir millet içindeki milli kimliğini derk etmek ve bu milli kimliğin gururunu taşımak ilk sırada gelen en önemli meselelerden biridir. Bu yolda milletine yol gösterip ona önderlik eden şahsiyetler, ebediyen ölümsüzlüğe kavuşur ve milletinin kan yaddaşında ebedi yaşayan Alparslan Türkeş mes böyle şahsiyetlerden biridir.

Dünya Türklüğüne "Türkçülük Günü" bayramını kazandırmış, belli 1944 Yıl mahkemesinde hiç bir korku olmadan, çekinmeden "... ben Türk Milleti'nin yeryüzünde benzersiz bir yaradılışa sahip olduğuna ve kahramanlıkta bu milletin üstün bir millet olduğuna iman ediyorum. " diyen Alparslan Türkeş bütün ömrü boyu, Türklere Türk olmanın gururunu aşılamış ve küçümsenen, aşağılanan, geri itilen Türklüğün ilerleyişi, yükselişi, büyüklüğü, azameti, karşısında engeller karşısında yorulmadan mücadele vermiştir. Ulu Atatürk'ün "Ne Mutlu Türküm Diyene!" sözü Alparslan Türkeş'in mübarize devizi olmuş ve her yerde bu gerçekliği gururla haykırmıştır.

Başbuğ kimi şerefli bir ada layık görülen Alparslan Türkeş Türk Milliyetçiliğinin teşkilatçı rehberi, milli hareket lideri, ideoloğu, hocası, vs. olarak daim yaşayacaktır.

Yıllar uzunu çokları onu hayalperest saydı. Söylediklerine inanmadı. Halen 1944. Yıl mahkemesinde Alparslan Türkeş bildirmiştir ki,1917'de olduğu gibi,1965'de veya 1999'da en büyük düşmanımız, Rusya'da bir devrim baş verecektir. Ve Türkiye buna hazırlıklı olmalıdır.

Tarih büyük liderin önce görümünü bir kaç yıllık cüzzi farkla doğruladı. Rus emperyası dağıldı. Lakin ne yazıklar ki, Türkiye bunu beklemiyordu. Ve Alparslan Türkeş'e inanıp zamanında hazırlanamadı.

Bir zamanlar dünyada kimse gururla "Men Türkem" deseydi, buna "bakın, bu, milliyetçidir, şovenisttir" deyirdiler. Türkiye'de milletini sevenlere özellikle de Alparslan Türkeş'e "faşist", "gerici", "kafatasçı" deyip hapse atıyorlardı.

 O zamanlar Türkiye'mize enteresan bir durum vardı: Ne olursan, kim olursan ol, milliyetçi olma! Ne yazık ki, şimdi de Türk devletlerinde Türk milletini içten sevenlerin durumu başkalarından zor durumdadır... Yalnız, Rus emperyasının, Çin'in, İran'ın esareti altında olan Türkler arasında, hatta yegane bağımsız Türk Devleti'nde-Türkiye de böyle, Türk milliyetçiliği mahkum edildi, aşağılandı, kötülendi ve kendileri şovenistlik yapan Türk düşmanları Türk milliyetçiliği suç sayılarak bütövlükte Türklük zayıflatıldı. Lakin defalarla hapse atılıp, ölüm tehlikesi ile özleşse ve her türlü tehlikelere, işkencelere maruz kalsa da, büyük milliyetçi Alparslan Türkeş yolundan dönmedi, imanını kaybetmedi. "Bize (bizlere) her türlü ad koymasınlar, biz milliyetçiyiz!"

Alparslan Türkeş 35 yıldan çok sabırla, azimle, metanetle milli hedefler uğrunda mücadele verdi. Türkiye'nin komünizm esaretine düşerek Moskova'ya yahut Pekin'e oyuncak olunması önünde göğüs gerdi. Kıbrıs'ta, Azerbaycan'da, Doğu Türkistan'da, Orta Asya'